Stellamara began when vocalist Sonja Drakulich followed her vision and created a vehicle for the development of devotional music based in Near Eastern and medieval modal traditions. Extraordinary musicians from diverse cultural backgrounds have since come together within the vessel of Stellamara, creating music with a common intention: to celebrate love, beauty and unity through transcendent harmony, perfect dissonance and passionate rhythms.
Rooted in Turkish, Arabic, Balkan, Medieval European and Persian musical traditions, Stellamara carries a deep devotion to the music of these cultures with a unique timeless expression.
At Stellamara’s core are Sonja Drakulich and multi-instrumentalist Gari Hegedus. Together with co-writer and cellist Rufus Cappodocia, they weave together a bridge of unity as they collaborate with an array of inspired musicians. Their music unveils the deep relationship between seemingly disparate cultures while surpassing any confines of tradition.
Through the use of makam —traditional Middle Eastern modal scales and melodic structure— Stellamara’s strong connection to cultural origin is clear, yet they gracefully blend musical forms with both a passionate, highly personal aesthetic and subtle, otherworldly ambiance.
With two critically acclaimed CDs, several compilations and independent film scores, Stellamara is now at the forefront in creating highly innovative performances and recordings. They are internationally regarded as a new model in contemporary world music and have developed as an everexpanding vehicle, revealing sublime new levels of mystery, beauty and depth.
Stellamara vokalist Sonja Drakulich’in hayalllerini izlemesiyle başladı ve Yakın Doğu ve ortaçağ müzik geleneklerine dayanan dinsel müziğin gelişimi için bir araç yarattı. Farklı kültürel yapılardan gelen sıradışı müzisyenler o zamandan beri Stellamara ruhunda bir araya gelmekte, ortak bir amaçla müzik üretmekteler; aşkı, güzelliği ve bir’liği aşkın bir uyumla, kusursuz ses uyumsuzluğuyla ve tutkulu ritimlerle kutsamak. Türk, Arap, Balkan, Ortaçağ Avrupası ve Fars müzik geleneklerinden beslenen Stellamara bu kültürlere, eşsiz ve zamanlarüstü bir anlatımla, derin bir adanmışlık arzetmektedir.
Stellamara’nın özünü Sonja Drakulich ve multi-enstrümantalist Gari Hegedus oluşturmakta. Eş-besteci ve çellist Rufus Cappodocia ile, birtakım mülhem müzisyenle işbirliği yapmak suretiyle, birlikte bir âhenk köprüsü örmekteler.
Müzikleri, görünüşte birbirine hiç benzemeyen kültürler arasındaki yakınlığı geleneğin tüm sınırlarını aşarak orta çıkarmaktadır.
Makamlar(ın) -geleneksel Ortadoğu müzik ölçüleri ve melodik yapıları- kullanımı sayesinde Stellamara’nın kültürel kökenle güçlü irtibâtı belirgindir, ayrıca müzikal formları hem tutkulu yüksek kişisel estetik ve ince uhrevî ambiyansla zarif bir biçimde harmanlamaktadırlar.
Eleştirmenlerce takdir görmüş iki CDleriyle, çeşitli derlemeleriyle ve bağımsız film orkestrasyonlarıyla Stellamara artık yüksek inovatif performanslar ve albümler icra etmede ön saflarda yer almaktadır.
Stellamara uluslararası alanda çağdaş dünya müziğinde yeni bir model olarak kabul görmekte ve gizemin, güzelliğin ve derinliğin muhteşem yeni düzeylerini ortaya koyarak durmaksızın üreten vasıtası olarak (müziğini) geliş(tir)mektedir.
Angélique Kidjo (born on July 14, 1960) is a Grammy Award-winning Beninese singer, noted for her diverse musical influences and creative music videos.
Kidjo was born in Cotonou, Benin. Her father is from the Fon people of Ouidah and her mother from the Yoruba people. She grew up listening to James Brown, Otis Redding, Jimi Hendrix, Stevie Wonder, and Santana.
By the time she was six, Kidjo was performing with her mother's theatre troupe, giving her an early appreciation for traditional music and dance. She started singing in her school band Les Sphinx and found success as a teenager with her adaptation of Miriam Makeba's "Les Trois Z" which played on national radio. She recorded the album Pretty with the Camerounese producer Ekambi Brilliant and her brother Oscar. It featured the songs Ninive, Gbe Agossi and a tribute to the singer Bella Bellow, one of her her role models. The success of the album allowed her to tour all over West Africa. Continuing political conflicts in Benin prevented her from being an independent artist in her own country and led her to relocate to Paris in 1983.
While working various day jobs to pay for her tuition, Angelique studied music at the CIM, a reputable Jazz school in Paris where she met and married musician and producer Jean Hebrail with whom she has composed most of her music. She started out as a backup singer in local bands. In 1985, she became the frontsinger of the known Euro-African jazz/rock band Jasper van't Hof's Pili Pili. Three Pili Pili studio albums followed: Jakko (1987) Be In Two Minds (1988, produced by Marlon Klein) and Hotel Babo (1990). By the end of the 1980s, she had become one of the most popular live performers in Paris and recorded a solo album called Parakou for the Open Jazz Label.
She was then discovered in Paris by Island Records founder Chris Blackwell who signed her in 1991. She recorded four albums for Island until Chris Blackwell's departure from the label. In 2000 she was signed in New York by Columbia Records for which she recorded two albums.
Her musical influences include the Afropop, Caribbean zouk, Congolese rumba, jazz, gospel, and Latin styles; as well as her childhood idols Bella Bellow, James Brown, Aretha Franklin, Jimi Hendrix, Miriam Makeba and Carlos Santana.
She has been a UNICEF Goodwill Ambassador since 2002. With UNICEF, she has travelled to many countries in Africa. Reports on her visits can be found on the UNICEF site. Kidjo founded The Batonga Foundation which gives girls a secondary school and higher education so they can take the lead in changing Africa. The foundation is doing this by granting scholarships, building secondary schools, increasing enrollment, improving teaching standards, providing school supplies, supporting mentor programs, exploring alternative education models and advocating for community awareness of the value of education for girls.
She has campaigned for Oxfam at the 2005 Hong Kong WTO meeting, for the their Fair Trade Campaign and travelled with them in North Kenya and at the border of Darfur and Chad with a group of women leaders in 2007 and participated to the video for the In My Name Campaign with Will I Am from The Black Eyed Peas. She has hosted the Mo Ibrahim Foundation's Prize for Achievement in African Leadership in Alexandria, Egypt on November 26th, 2007 and on November 15th, 2008
Angélique Kidjo, ufak bir ülkeden gelen minik bir kadın olmasına rağmen spontan sanatsallığı, kocaman gülümsemesi ve sonsuz ses skalası ile Dünya Müziği üzerine etkisi devasal boyutta. Yirmi yıldan beri müzik dünyasında uç noktalar arasında köprü kurması ile tanınan sanatçı, orijini ne olursa olsun uluslar arası müziği Afrika ezgileri ile birleştiren bir kimyager. Bir akbaba gibi önyargısız her türlü müziğin cevherlerini çıkartıp kendi karizmatik müzik sentezi ile karıştıran sanatçı, Afro-funk, reggae, salsa, gospel, caz, samba ve blues gibi birçok müzik türünü bir arada bulabildiğimiz EMI-KENT etiketli yeni albümü “Djin Djin” (gin gin olarak tellaffüz ediliyor) ile müzikseverlerin karşısında.
Gençken sivil hakları savunan bir avukat olmayı hedefleyen sanatçı bu yolun onun tatminkârlıktan çok mutsuzluğa sürükleyeceğini fark edince altı yaşından beri şarkı söylüyor olmasının güvencesiyle müzisyen olmaya karar verdi. Benin’in Quidah kasabasında hayata gözlerini açan sanatçı, genç yaşta müzik ve dans konusunda kendisini geliştirdi ancak ülkesinin politik karmaşıklığından dolayı 1982 yılında mecburen Paris’e yerleşmek zorunda kaldı. Dönemin çok yönlü kültürel müzik kesişimini icra eden gruplarında arka vokal yaparak sanat kariyerini sürdüren Angélique Kidjo, yeterince tecrübe kazanınca kendi kulvarında ilerlemeye karar verdi. Seksenlerin sonuna doğru Fransa’da en çok aranan sanatçılar arasında yer alan Angélique Kidjo, 1990 ve 1991 yıllarında arka arka çıkarttığı “Parakou” ve “Logozo” adlı albümleri ile Afropop kulvarına sağlam adımlarla atıldı. Özellikle saksafoncu Brandford Marsalis’in yer aldığı “Logozo” albümü çok olumlu kritiklerle taçlandırıldı. Sanatçının Batı Afrika ezgilene getirdiği çağdaş yaklaşım ne yazık ki her zaman olduğu gibi milliyetçiler tarafından çok hoş karşılanmadı. Ancak çok kültürel bir insan modelinin ancak benzer kesişimler sayesinde var olabileceğini savunan sanatçı bu aykırı sesleri başarılı çalışmaları ile susturdu. Özellikle Amerika, Brezilya ve Küba’daki Afrika diasporasının yöresel müziğini çağdaş müzik ile birleştirdiği son üçlemesi (“Oremi”-1998 / “Black Ivory Soul”-2002 / “Oyaya”-2004) sanatçının adını ölümsüzleştirdi.
Fon, Fransızca, Yoruba ve İngilizce dillere hâkim ve aynı zamanda UNICEF’in iyiniyet Büyükelçisi olan sanatçı, yapımcı koltuğunda Tony Visconti’nin (David Bowie, Morrissey, T. Rex ve the Alarm’dan tanıdığımız) yer aldığı “Djin Djin” adındaki en son albümünde Joss Stone, Josh Groban, Carlos Santana, Amadou and Mariam, Peter Gabriel, Alicia Keys, Branford Marsalis, Ziggy Marley ve Youssou N’dour düetlerinin de bulunduğu 13 şarkı yer alıyor. Benin’in geleneksel vokal stili olan Zilin tekniği ile şarkı söyleyen sanatçı, bu yeni çalışmasında 47 yıl önce doğduğu Benin’e bir atıfta bulunmuş. Sanatçı bu albümünde Afro-funk, salsa, reggae, gospel, caz ve klasik Amerikan rock, pop ve soul ezgilerini bir arada harmanlamış. “Günü Yakala” anlamına gelen “Djin Djin” albümünde zamanımızın tüm müzik türlerine yer verilmiş olmasına rağmen hepsinin ortasından Batı Afrika müzik nehri akıyor. Böylece tüm bahsedilen müzik tarzlarının karışımından öte daha yüce bir kültürel evliliğe ulaşılmış.
“Djin Djin,” her geçen anı doyasıya yaşamayı şiddetle öneren bir çalışma. Albümde yer alan parçalar mutluluğu ve acıları dile getiriyor, adeta bir insanın tüm evresini müziksel olarak huzurumuza çıkartıyor. Albümde yer alan parçaları kısaca göz atmak gerekirse; Peter Gabriel ile düeti ‘Salala’ doğumun mucizesini, ‘Arouna’ dünyamızın abartı nüfusuna rağmen bireysel ayrıcalığı, ‘Mama Golo Papa’ ise dünyamızda taşan şiddetin geri dönülmez zararları, ‘Awan N’la’ müziğin şifa ve eğitici yönünü, Malili ikili Amadou and Mariam’ın eşlik ettiği ‘Senamou (C’Est L’amour)’, üst tabakanın paranın kölesi olduğunu ve ‘Emma’ adlı parça ise modern toplulukta gün geçtikçe açıkan izolasyon uçurumunu dile getiriyor. Albümde aynı zamanda üç tane yorum var, birisi Joss Stone’un eşlik ettiği Rolling Stones parçası ‘Gimme Shelter’ diğeri Josh Groban’ın süslediği Sade parçası ‘Pearls’ ve son olarak Ravel’in Bolero’sundan yola çıkan ‘Lonlon’ akopella versiyonu. Her parçanın yeni yorumları ise göz ardı edilmeyecek kadar başarılı. Özellikle Ravel’in Bolero yorumu Kuzey Afrika ile Avrupa arasında sağlam temeller atan bir köprü adeta.
Albümün diğer dikkat çeken parçaları ise, açılışı bir rüzgar gibi yapan sınırsız pop-dünya müziği karışımı olan ‘Ae Ae’, sofistike ve aynı zamanda dayanılmaz ‘Papa’ ve elbette Alicia Keys ve Branford Marsalis’in yer aldığı albümle aynı adı paylaşan ‘Djin Djin’ parçası. Bol yıldızlı sanatçıların albümdeki katkıları Kidjo’nun konseptini daha bir aydınlatıyor. Afrika ve Batı etkileşimi ile ortaya çıkan evlilik her sanatçının en ayrıcalıklı özelliğini ön plana çıkartmayı başarıyor. “Djin Djin” farklılığın güzelliğinin yanı sıra kültürler arası bütünselliği coşkuyla yakalıyor. Bunun hepsi ise Angélique Kidjo’nun büyüsü ile bir araya geliyor…
Roby Lakatos, the “devil’s fiddler”, is a gypsy violinist from Hungary. He is renowned for his mix of classical music with Hungarian-gypsy music and jazz themes.
Lakatos was born in 1965 into the legendary family of gypsy violinists descended from Janos Bihari, “King of Gypsy Violinists”. He was introduced to music as a child and at age nine he made his public debut as first violin in a gypsy band. His musicianship was learnt not only with his own family, but also at the Béla Bartók Conservatory of Budapest, where he won the first prize for classical violin in 1984. Between 1986 and 1996, he and his ensemble played at “Les Ateliers de La Grande Ile” in Brussels. He has collaborated with Vadim Repin and Stéphane Grappelli. It is claimed Lakatos’ playing was greatly admired by Sir Yehudi Menuhin, who always made a point of visiting the club in Brussels to hear him. In March 2004, Lakatos appeared to great acclaim with the London Symphony Orchestra in the orchestra’s “Genius of the Violin” festival alongside Maxim Vengerov.
Macaristan doğumlu şeytanın kemancısı Roby Lakatos klasik müzik, macaristan çingene müziği ve caz kompozisyonlarını birleştirerek kendi türünü yaratmıştır. Soyu çingene kemancılarının kralı olarak anılan Janos Biharinin geleneksel çingen kemancısı ailesinden gelmektedir. 1965'de doğan ünlü çingene virtüöz, çok küçük yaşta müziğe başlamış ve 9 yaşında bir çingene müzik topluluğunda birinci kemancı olmuştur. yeteneğini budapeşte'deki bartok konservatuarı'nda geliştirmiş, 1984'de bu okulda klasik keman birinciliği ödülünü almıştır. 1986-1996 yılları arasında brüksel'deki "les ateliérs" isimli klüpte çalarak herkesi kendine hayran bırakmıştır. birçok uluslararası festivale katılan ve konserler veren lakatoş, 1998'de ilk cd sini deutsche grammophone'dan çıkardı. 1999'da "lakatoş: live from budapest" isimli canlı konser kaydı piyasaya sürüldü. 2002'de de "as time goes by" albümü çıktı.
Erkan Oğur (b. 1954, Ankara) is a Turkish musician.
He plays his own compositions and Turkish traditional music. Oğur is credited with inventing the first classical fretless guitar. He also plays kopuz and baglama.
Born in 1954 in Ankara. He spent his childhood in Elazığ, in the east of Turkey. During his days in Elazığ, he developed an interest in violin & bağlama, and he started to frequently practice. He graduated from High School in Ankara. With his father’s encouragement, he started to study Chemistry Engineering in Germany. He was introduced to guitar education in 1973. Oğur says he chose to become an average musician instead of a bad scientist. He invented the fretless classical guitar because he needed the freedom it provided to play Turkish melodies.
He returned to Turkey in 1980, to pursue his career as a musician. He started to study at the Conservatory of Istanbul Technical University. After his military service, he worked as a “ud” (a middle-eastern music instrument) teacher. He had live perfomances with Fikret Kızılok & Bülent Ortaçgil. His first album, entitled Arayışlar (Explorations) in Germany. In 1989 he went to the USA to work with numerous local blues artists. He introduced fretless guitar into blues. A year later, he released his first album in Turkey, Bir Omurluk Misafir (Guest For A Lifetime), which achieved some succes.
1954 yılında Ankara'da doğup, çocukluğunu Elazığ'da geçirmiştir. Müziğe 4 yaşından itibaren keman, bağlama ve cümbüş çalarak başladı. Onu Halk Müziği icrası konusunde teşvik eden ilkokul müzik öğretmeni "İlkokulu bitirdiğinde bizim yöreden çalmadığı saz kalmamıştı." diyor. Müziğe başlamasında Jimi Hendrix etkili olmuştur. 1976'da perdesiz gitarı icat etti. Liseyi Ankara'da tamamladı. Ankara Üniversitesi Fen Fakültesi Fizik-Kimya Mühendisliği ile başladığı üniversite hayatına Münih Üniversitesi Fizik Bölümü'nde okuyarak devam etti. Müzisyen olmaya karar verdikten sonra eğitim görmek için Türkiye'ye döndü. İstanbul Devlet KonservatuarıKlasik Türk Müziği bölümünden mezun oldu. Çalışmalarında ağırlıklı olarak kopuz ya da dede bağlama, ud, e-bow, perdesiz gitar, klasik gitar, elektro gitar'ı ve sesini kullandı. Bunlar dışında birçok enstrümanı da albümlerinde başarılı bir şekilde çalmıştır. En son iki cd'lik Telvin albümünde doğaçlama caz denemeleri yapmıştır. Fretless albümü çıktığı yıl Avrupa'da yılın yaratıcı albümü seçilmiştir. Bir Ömürlük Misafir albümü olarak Türkiye'de daha sonra yayınlanmıştır. Türk müziğine icracı ve yorumcu olarak devasa katkılar yapmıştır. Perdesiz Gitar'ı ve Perdesiz Bağlama'yı icad eden kişidir. Dünya Müzik literatüründe yerini almıştır.
Sevdiğim birkaç parçasını upload ettim linkler aşağıda:
İsmail Hakkı Demircioğlu ile çalıp söyledikleri Gülün Kokusu Vardı albümünden benim de en beğendiğim türkü "Seher Yeli":
The embryo of the band was formed in June ‘97 when Sergio Panarella and Luigi Rubino first started collecting ideas for the project that would later be known as Ashram. While undergoing the writing process of their first ever release, the duo invited Alfredo Notarloberti, the notorious napolitan violinist, to take their side in this ambitious project. With the line-up complete, the band recorded eleven songs out of which seven were selected and included on the demo “For My Sun”, self-released in May’99. The remarkable energy and empathy between these musicians granted them an appearance as the opening track on Energeia’s compilation “Intimations of Immortality Vol. 5” with the song “Spirit of the Rising Moon”, and drew some media attention to this emmerging band. Shortly after, Ashram signs with the French label Prikosnovenie.
In 2001, the line-up is expanded as Leonardo Massa joins the group on cello, thus completing the ensemble that would participate in the recording of the critically acclaimed debut self-titled album released in the following year. This new release was followed by intense live activity, as the band performed innumerous shows in Italy and even a couple of tours in Portugal. In 2006 they’ve released their second full-length album “Shining Silver Skies”.
http://www.ashramusic.com
1997 Haziranında Fransada Sergio Panarella ve Luigi Rubino tarafından temelleri atılan grup ethereal tarzlı neoclassical müziği benimsemiştir.Napolinin ünlü kemancılarından Alfredo Notarloberti’nin katılımıyla kadrosunu tamamlayan Ashram’ın ismini sanskritce ‘’çabasızlık’‘tan yada hintçe de ‘’dünyanın çatısı’‘ından aldığı söylenir… Genel anlamda depresif bir melankolizmin temalandığı bestelerinde, romantizm sanat anlayışı ve estetik kaygısı da ön planda tutulur… Gruba albümlerinde Leonardo Massa (çello) ve Martina Mollo (piyano)’yla eşlik etmiştir… 1999 mayısında grup kendi çabalarıyla ‘’for my sun’’ isimli demolarını piyasaya sürdü ancak grup dikkatleri daha çok energeia’nın intimations of immortality vol. 5 adlı derleme albümündeki ‘’spirit of rising moon’’ adlı parçalarıyla çekti. bunun karşılığını da fransız plak şirketi prikosnovenie ile anlaşarak aldı. 2001 yılında çellist leonardo massa’nın da gruba katılımıyla, bir sene sonra grupla aynı adı taşıyan ‘’ashram’’ albümü çıkarıldı. bu albüm ve 5 yıl sonra çıkarılan ‘’shining silver skies’’ albümü ile grup hakettiği ilgiyi görmeye başlayıp dinleyici kitlesini artırdı.
Albümler: For My Sun (demo) (2001) Ashram (2002) Shining Silver Skies (2006)
"In his 2002 `Axis of Evil' speech, George W. Bush Singled out Iran, Iraq and North Korea, along with their allies, as the enemies of democracy. Enlisting world support for his war on terrorism, Bush pointed a finger and drew the line between us and them. But Bush forgot one thing. These enemy states are filled with mothers and children. Producer Erik Hillestad took up the challenge in reminding us with Lullabies from the Axis of Evil. Hillestad proves `our enemies' possess a remarkable capacity for love and warmth in a tradition of lullabies that spans generations of sense and memory. Hillestad pairs singers from around the world singing in English with the traditional lullabies sung by a host of singers from Iran, Iraq, Afghanistan, Palestine, Syria, Cuba and North Korea. Pleasantly devoid of Stereotypical lullaby arrangements and overproduction, the collection of lullabies on this CD shuns the saccharin and keeps the compositions spare and focused on the song
2002 yılındaki bir konuşmasında Bush Iran, Irak ve Kuzey Kore için ŞER EKSENİ(AXİS OF EVİL) diye bir kelime kullandı. Demokrasiye düşman, terorist ülkeler bunlar Bush a göre. Bu konuşmanın olduğu gün Norveç'li bir muzisyen olan Knut Reiersrud bir albüm yapmaya karar verdi; Şer ekseninden ninniler. Hem doğudan hem batıdan ANNE şarkıcılarla yapılacaktı bu albüm. Bush a karşı ölen bebeklerine ninni söyleyen anneler. Uzun bir çalışma sonrası albüme 14 ninni seçti. Ninniler İran, Irak, Afganistan, Filistin, Suriye, Küba ve Kuzey Kore den.
acaip başaralı bir albüm üşenmiyorum ve butun albümü yüklüyorum linker aşağıda: